Bilgisayar Okuryazarlığı





Bilgisayar Okuryazarlığı

Sevgili Dostlarım merhabalar.

Bu günkü konumuz BİLGİSAYAR OKURYAZARLIĞI.

Bir bakalım… ECDL Standartlarına göre her birimiz ne kadar BİLGİSAYAR OKURYAZARI’yız.

BİLGİSAYAR OKURYAZARLIĞI NEDİR ? ECDL (European Computer Driving License ) VAKFI STANDARTLARINA GÖRE BİLGİSAYAR OKURYAZARLIĞI STANDARTLARI NELERDİR ?

Gümünüzde alfabeye dayalı okuryazarlık, işlevsel okuryazarlık ve eleştirel okuryazarlık dışında bilgisayar okuryazarlığı, teknoloji okuryazarlığı. ve medya okuryazarlığı gibi kavramlar karşımıza çıkmıştır.

Yeni okuryazarlık kavramlarının ortaya çıkmasında belirleyici unsur bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerdir.

Örneğin bilgisayarların günlük hayatımızda yer alması ile beraber, karşımıza “Bilgisayar okuryazarlığı” kavramı çıkmıştır.

Buna göre “Bilgisayar okuryazarlığı” bilgiyi elde etmek, iletişim kurmak ve sorun çözmede bilgisayarı kullanabilme becerilerini kapsar.

ECDL vakfı tarafından gerek dünya çapında organize edilen Avrupa Bilgisayar Yetkinlik Sertifikası (European Computer Driving License) programı bilgisayar okuryazarlığı konusunda yaygın olarak kullanılan standartlardan biridir.

ECDL temel bilgisayar okuryazarlığı programı dört modülden oluşmaktadır. Bu dört modül bir araya geldiğinde bir bilgisayar okuryazarından aşağıda belirtilen yetkinlik ve etkinlikler beklenir.

Bilgisayarın donanım parçalarını tanımlayabilmelidir.

Bilgisayarı doğru olarak açıp kapatabilmelidir.

Taşınabilir bellek kullanabilmelidir.

Fare ve klavyeden veri girişini yapabilmelidir.

Tarih/saat, ses, görüntü ve diğer donanım aygıtlarını ayarlayabilmelidir.

Yaygın programları bilgisayara kurup ayarlarını yapabilmelidir.

Bilgisayarı kullanarak iletişim kurabilmelidir.

Bilgisayarı kullanarak İnternet’e erişebilmelidir.

E-posta gönderip alabilme, e-posta mesajlarına dosya ekleyebilmelidir.

Bilgisayara İnternet’ten dosya indirip İnternet’e dosya yükleyebilmelidir.

Pencereleri boyutlandırıp, taşıyabilme ve kapatabilmelidir.

Ağ üzerinden dosya sunucularına ve yazıcılara erişebilmelidir.

Dosyaları farklı sürücüler üzerine kaydedebilmelidir.

İstediği programı çalıştırabilmelidir.

Bilgisayar dosyaları arasında arama yapabilmelidir.

Bilgisayar dosyalarını isimlendirebilme, saklayabilme ve silebilmelidir.

Bilgisayarda dosya kopyalayabilmelidir.

Kelime işlem yazılımlarını kullanabilmelidir.

Hesap tablolarını kullanabilmelidir.

İnternet tarayıcılarını kullanabilmelidir.

İnternet tarayıcılarının ayarlarını yapabilmeli, internete güvenli bağlanabilmelidir.

Web’te arama yapabilmelidir.

Bilgisayar teknolojileri kullanımı her meslek dalı için kaçınılmazdır. Bilgisayar okuryazarlığı becerileri modern toplum bireyleri için kritik önemdedir.

Sevgi ve bilgi ile kalın.

Okuryazarlık tarihcesi

Bilgisayar Okuryazarlık Tarihcesi ve Türleri

Sevgili Dostlar

Okuryazarlık bilim insanları tarafından genel anlamda bir dilin yazılarını okuyabilme, okunan ögeleri algılayabilme ve kavrama yetisine sahip olabilme olarak tanımlanır.

Bilgi çağı olarak kabul edilen günümüzde özellikle internet ve bilişim teknoloji ve uygulamalarının her ortamda etkin olarak kullanılması, insan artık sadece alfabe okuryazarlığı ya da bilginin içeriğini almakla kalmayıp bilginin doğuşundan itibaren, gelişimi, elde etme ve değerlendirme aşamalarına kadar geçen süreçte aktif olarak görev ve yer edinmek durumdadır.

İnsan, bilişim ve bilgi teknoloji ve uygulamalarını kullanarak ağ üzerinde var olan bilgi kaynaklarına erişip, bunlarla etkileşim halinde bulunmak, diğer bir kavramsal ifade ile her insan aynı zamanda web okuryazarı olma durumundadır.

OKURYAZARLIĞIN TARİHÇESİ

Tarihsel sürece bakıldığında, “okuryazarlık” kavramı bu güne kadar farklı başlıklar ve bakış açıları ile değerlendirilmiştir.

Bu başlıklardan birincisi “ALFABEYE DAYALI OKURYAZARLIK” tır.

Peki nedir bu “Alfabeye Dayalı Okuryazarlık”

Bu yaklaşıma göre okuryazarlık, alfabe temelinde değerlendirmeye alınır ve sadece okuma ve yazma eylemiyle sınırlıdır.

Buna göre kişilerin harf ve kelimeleri okurken seslendirmeleri, yazarken de çizerek birleştirmeleri, bu suretle okunaklı bir el yazısı yazabilme ve imla kurallarına uymaları yeterli görülmektedir. 1950-1960 ile yıllarda ortaya çıkan bir anlayıştır.

19. yüzyılın ortalarına kadar “okuryazar” kavramı iyi eğitimli insanları tanımlamak için kullanılırken, bu kavramın uluslararası düzeyde tanımlanması ve günümüzdeki anlamıyla kullanılmaya başlanması 19. yüzyılın sonlarına doğru gerçekleşmeye başlamıştır.

İŞLEVSEL OKURYAZARLIK

1970 li yıllarda gündeme gelen bu okuryazarlık yaklaşımı okuma-yazma ve aritmetikle ilgili edinilen bilgi ve becerilerin bireysel, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda ve günlük yaşamda kullanılabilmesini de kapsayan bir yaklaşımdır.

İkinci dalga olarak ortaya çıkan bu yaklaşım işlevsel (fonk- siyonel) okuryazarlık yaklaşımıdır.

Alfabeye dayalı okuryazarlıktan işlevsel okuryazarlığa geçişin temel nedeni sanayileşme sonrası toplumda iş gücü pazarı ve işverenlerin eğitimli insanlardan beklentilerinin değişmesidir.

Yeni iş gücü pazarının ihtiyaç duyduğu insan tipi, sadece okuma ve yazma becerilerine sahip insandan ziyade okuma ve yazma eylemleri sonucunda elde ettiği iletileri anlayan ve ürettiği bilgiyi uygulayabilen insan tipidir.

Bu durumun neticesinde de eğitim sistemlerinde, okuryazarlık ve okuryazar kavramlarının özünde işlevselliğin ön plana çıktığı köklü değişiklikler meydana gelmiştir.

ELEŞTİREL OKURYAZARLIK,

Okuryazarlık hareketinde üçüncü dalga olarak kabul edilir. 1980’li yıllarda ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşımın temelinde eleştirel kuram (teori) ve eleştirel pedagoji yer almaktadır.

En genel anlamıyla eleştirel pedagoji, mevcut eğitimin sorunlarını tartışan bir eğitim anlayışıdır. Okul kavramının ortaya çıkışı tüketim toplumunun sonucudur.

Okul sistemi, insanların eğitilmesi, hayat kalitelerinin artması amacından çok endüstri devrimiyle birlikte fabrikalarda çalışacak kadar okuryazar olan ve temel becerilere sahip olan işçilere ihtiyaç amacıyla oluşmuş bir sistemdir.Bugün hâlâ eğitim sisteminin temel çıktısı ekonominin ihtiyaç duyduğu bireyi yetiştirmektir.

Okuryazarlık türleri üzerinde biraz çalıştık, tarihsel gelişimi de dikkate aldığımızda bakın neler ortaya çıktı :

1- Alfabeye Dayalı Okuryazarlık

2- İşlevsel Okuryazarlık

3- Eleştirel Okuryazarlık

4- Bilgisayar Okuryazarlığı

5- Teknoloji Okuryazarlığı

6- Medya Okuryazarlığı

7- Web Okuryazarlığı

8- Bilgi Okuryazarlığı

9- Sosyal Medya Okuryazarlığı

10- Finansal Okuryazarlık

11- Matematik Okuryazarlığı

12- Biyoloji Okuryazarlığı

13- Fen Okuryazarlığı

14- Sağlık Okuryazarlığı

15- Çevre Okuryazarlığı

16- Tarih Okuryazarlığı

17- Ekonomi Okuryazarlığı

18- Müzik Okuryazarlığı

19- Bioteknoloji Okuryazarlığı

20- Ölçme Değerlendirme Okuryazarlığı

21- İmge – simge Okuryazarlığı

22- Coğrafya Okuryazarlığı

23- Hukuk Okuryazarlığı

24- Tarım Okuryazarlığı

25- Eski Çağ Okuryazarlığı

26- Anayasa Okuryazarlığı

27- Yatırım Okuryazarlığı

28- Sinema Okuryazarlığı

29- Dans okuryazarlığı,

30- Bilimsel Okuryazarlık

31- Görsel Okuryazarlık

32- Duygusal Okuryazarlık

33- İstatistiksel Okuryazarlık

34- Sayısal Okuryazarlık

Elektronik Ticaret http://www.dijitalavukat.tv

Elektronik Ticaret

Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde ticaret, kâr elde etmek amacıyla yapılan alım satım etkinliği olarak tanımlanır. Ürünlerin, malların ve hizmetlerin, üretim aşamasından, tüketimine kadar geçen süreçte, ekonomik değer taşıyan başka nesneler ile değiştirilmesi, alım, satım, kira vb. yollarla başka nesnelere (para, tahvil, hisse senedi vb) dönüştürülmesidir.

İnsanlık paranın icadına kadar ticaretini mal ve hizmetleri takas ederek gerçekleştirmişlerdir. Lidyalılar parayı icat edince, ticarette para da kullanılmaya başlanmıştır.

Artık günümüzde, ticaret aktörleri, sektörleri, materyalleri ve ticaret ortamları hem çok değişmiş hem de çok gelişmiş durumdadır. Geçmiş zamanlarda insanlar ancak bölgesel bazda oluşturulan pazar yerlerinde buluşarak ticaret yaparken, şimdi ulusal ve uluslar arası fuarlar, ticaret birlikleri, dünya örgütleri vasıtası ile dünya, artık küçük bir pazar haline gelmiştir.

Uluslar arası ticaret anlaşmaları, uluslar arası örgüt ve organizasyonlar, ulusal ya da uluslar arası firmalar arasındaki ticaretin gelişmesine büyük katkılar sağlamış, serbest bölgeler, endüstri ve organize sanayi bölgelerinin de kurulması ile mal ve hizmet alış verişi son derece elverişli bir ortama kavuşmuştur.

Şirketler ve kişiler arasında ithalat ve ihracatın gelişmesi, çok taraflı ve yabancı unsurlu ticari sözleşmeleri zorunlu kılmıştır. Taraflar, uluslar arası ticaret sözleşmelerine imza atarken, mal ve hizmetlerin nasıl, nerede ve hangi şartlarda teslim edeceğine ilişkin somut öneriler ortaya koyarken, bir yandan da birbirinden çok uzakta kişi ya da firmaların ödemelerini nasıl gerçekleştireceklerine ilişkin çözüm yolları üzerinde ve uyuşmazlık halinde hangi mahkeme ve tahkim kurulunun yetkili olacağı ve hangi ülke hukukunun uygulanacağı üzerinde arayış içine girmiştir.

İnternet ise ticaret ortamını ve kavramını bambaşka bir mecraya taşımış; dünyamızı, ticaret aktörlerinin birbirlerini dahi görmedikleri bir ortamda herhangi bir malın hızla satılabildiği ve hızla paraya çevrilebildiği uluslar arası fuar alanına dönüştürmüştür. Tabii ki sorunlarını da beraberinde getirmiştir.

Günümüzde artık e-ticaret kavramını yakından biliyoruz. Gerçek alemde olduğu gibi insanlar, internet ortamında web siteleri kurarak, bloglar oluşturarak, reklam yaparak, sanal mağazalar açarak, ürün ve hizmetlerini tanıtarak, hisse senedi, döviz, altın vb piyasalarda işlemler yaparak, sanal pos, kredi kartları, internet banka işlemleri yoluyla ödemeleri yaparak ya da kabul ederek her türlü mal ve hizmet alım satımı gibi nerede ise tüm ticari faaliyetlerini gerçekleştirebilmektedir.

Bir çok ülke e-ticaret ile ilgili bir kısım hukuki düzenlemeler yapmıştır. Bu düzenlemeler ya bağımsız bir yasa şeklinde ya da başka yasaların içerisinde yer alan hükümlerin konulması ve değişiklikler yapılması sureti ile olmuştur.

İnternet ortamındaki faaliyetleri düzenleyen en önemli yasalardan birisi 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’dur. Bunun yanında 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” , diğeri ise 5070 sayılı “Elektronik İmza Kanunu” diğer uygulama alanı bulan mevzuat hükümleridir. Ancak sanal alemde ortay çıkan sorunların çözümünde uygulama alanı bulan sadece bu yasa hükümleri değildir. Ticaret Kanunu, Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, Sınai ve Fikri Mülkiyet mevzuatı, Basın ve medya mevzuatı gibi genel kurallara da başvurulmaktadır.

Sanal alemde gerçekleşen ticari faaliyetler sırasında, sözleşme ihlalleri ve bundan doğan zarar ve ziyanlar, taklit ürünler, ayıplı mal ve hizmetler, marka, patent, telif hakkı ihlalleri, haksız rekabet, kişilik haklarına, insanların namus, şeref ve haysiyetine saldırı, kişisel verilerin, özel hayatın gizliliği ile ilgili düzenlemelere aykırılık ve bu nedenlerle ortaya çıkan zararlar, internet bankacılığı, banka kartı dolandırıcılıkları ve bundan doğan zarar ve ziyanın tazmini gibi bir çok hukuki, ekonomik ve ticari sorunlarla karşılaşılmaktadır.

Sınai Mülkiyet ve Hukuki Çüzm Yolları

Sınai Mülkiyet ve Hukuki Çözüm Yolları

Sınai mülkiyet hakları, telif hakları, haksız rekabete ( rekabet hukuku)  dayalı hak ve menfaat ihlallerinin düzenlenmesi ve koruma yöntemleri, ticaret ve e –ticaret uygulamaları, internet alan adı ile ilgili uygulamalar , Franchising, bayilik ve ticari temsilcilik uygulamaları ve bu faaliyet alanlarında ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözüm yollarını belirleyen otoriteler temel dayanağını ve gücünü hukuk kurallarından alır.

Ulusal ya da uluslar arası  hukuk kurallarından aldıkları kuvvet,  yetkiye dayanan ulusal ya da uluslar arası tahkim kurulları ile mahkemeler, ortaya çıkan  anlaşmazlıkların çözümünde veya hak ihlallerinin bertaraf edilmesinde önemli bir görev  yerine getirmektedirler.

Sınai Mülkiyet Hakları ve Hukuki Çözüm Yolları

Marka, patent ya da endüstriyel tasarım gibi sınai mülkiyet haklarınızın, hukuka aykırı müdahalelere karşı etkin bir şekilde savunulması ve korunması için hukuk kurallarına ve organizasyonlarına ihtiyaç bulunmaktadır.

Büyük zaman , emek ve masraf yaparak ortaya çıkardığınız bir buluş ya da tasarım, yarattığınız bir marka, hukuki korumadan yoksun bir şekilde ticaret ve sanayi alanına girdiği andan itibaren, haksız rekabetle ya da haksız müdahale ve tecavüzlerle karşı karşıya kalmaya mahkumdur. Yıllarınızı vererek, emek harcayarak ortaya çıkardığınız ürün, buluş ya da markanız kötüniyetli kişiler tarafından kullanılması, size olduğu kadar ülke ekonomisine ve ticari hayatına da zarar verecektir. Diğer yandan ülkemiz sanayi ve ticaretinin gelişmesinde önemli bir yer tutan araştırma ve geliştirme faaliyetleri, teknolojik atılımlar da büyük zarar görecektir. Bu nedenle hukuk sistemi bir yandan haksız rekabeti ve hukuka aykırı tecavüzleri önlemeye çalışırken, diğer yandan da buluş ya da tasarım sahibini veya marka sahibini korumakta ve ödüllendirmektedir.

Hukuk, hak sahibine  kanunda öngörülen süreler içinde bu hakları kullanmak yetkisi tanımakta, haksız müdahalede bulunana ise,  para cezası, tazminat, ürünün toplatılması gibi talep, dava ve tedbirler uygulanmaktadır. Ancak bu hukuki korumalardan faydalanılabilmesi için markanızın, patentinizin ya da tasarımınızın Türk Patent Enstitüsü’nde tescili zorunludur.  Önemle belirtmek gerekir ki, şirketinizin, işletmenizin isminin ticaret odasında ya da esnaf odasında kayıtlı olması,  domain hakkınızın bulunması, marka mevzuatı açısından, marka tescili anlamına gelmeyeceği için sınai mülkiyet hakları için öngörülen bazı hukuki korumalardan da faydalanamayacaktır.

Marka Hakkına Tecavüz Halinde KorunmasıMarka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi, özel düzenlemelerden ve genel olarak da Türk Ticaret Kanununun haksız rekabeti düzenleyen hükümlerinden yararlanır.

Marka haklarının korunması ile ilgili esaslar, kurallar ve şartlar, özel olarak 556 sayılı KHK ile 4128 sayılı Kanunda düzenlenmiştir.

Marka hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, bu düzenlemelere dayanarak, mahkemeden bazı taleplerde bulunabilme hakkına sahiptir.

A) Hukuk davaları

Marka hakkında tecavüz fiillerinin durdurulması davası,

Tecavüzün giderilmesi davası,

Tecavüzün önlenmesi davası,

Tecavüzün tespiti davası,

Tazminat davaları

Maddi tazminat davası,

Manevi tazminat davası,

İtibar tazminatı davası,

Delillerin tespiti,

El koyma,

Ürünler üzerinde mülkiyet hakkı tanınması,

Markaların silinmesi ve imha,

Hükmün ilgililere tebliği, kamuya yayın yoluyla duyurulması ve ilanı,

İhtiyati tedbirler,

İhraç ya da ithal edilen mal var ise bu ürünlerin gümrüklerde el konulması

B) Cezai davaları

Franchising

Franchising nedir ?

Franchising, bir mal ya da hizmetin üretim ayrıcalığına sahip olan işletme tarafından, başka bir işletmeye belirli bir bedel karşılığında söz konusu mal ya da hizmeti belirli bir bölge ve sürede üretme ya da satma hakkını vermesine ilişkin sözleşme türüdür. Bu sözleşme türünde know-how (bilgi birikimi) ve markanın imtiyaz hakkı sahibi, belirli süre, koşul ve sınırları kapsayacak şekilde belirli şartlar çerçevesinde bağımsız yatırımcılara sistemini ve markasını kullanma hakkını devreder.

Bir sistemin ve/veya markanın işletme haklarına sahip olan ve franchising sözleşmesi ile bu hakları üçüncü yatırımcılara kullandıran kişi veya firmalar, franchise veren (franchisor – franchiser) dir. Franchise veren üzerinde hak sahibi olduğu sistem ve / veya markayı kullandığı işletmeleri olabildiği gibi aynı sistem ve markayı üçüncü şahıslara da işletmek üzere verebilir. Franchise veren marka ve sistemi tanıtım, araştıma, eğitim, denetim gibi destek ve sorumluluklarını da kendisi üstlenir.

Sistemin ve markanın belli bir mal ya da hizmet noktası ve/veya bölgesi için haklarını anlaşma ile alarak uygulayan bağımsız üçüncü şahıs yatırımcılara franchise alan (franchisee) denilir.

Bir ülke dışında geliştirilmiş marka ya da sistemler vardır. İşte bu marka ya da sistemin dışarıdan belirli bir bedel ya da oran karşılığında haklarını alan kişi veya şirket master franchise alan (master franchisee ) olarak adlandırılır.

Franchise alan kişi veya kuruluşun, sisteme girmek için franchise veren firma ya da kuruluşa bir defaya mahsus ödediği bedel (franchise fee) franchise giriş bedeli olarak adlandırılır.

Bir de royalty olarak adlandırılan franchise kullanım bedeli vardır ki; bu da franchise alanın işletme süresince markayı ve franchising sistemini kullandığı sürece, franchise veren’e cirodan ya da kazançtan ödediği miktar ya da oranı ifade eder.

Ticaret Kanununun 102.Maddesine göre; ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tabi bir sıfat olmaksızın bir mukaveleye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir.

Franchising, bayilik, acentalık ve distribütörlük ilişkileri, hizmet, satış, vekalet, acentalık, tek satıcılık sözleşmeleri gibi sözleşmelerin bir veya birkaçının özelliklerinin bir arada barındığı sözleşme türleri ile ortaya çıkarlar. Ticari hayatın vazgeçilmez aktörleri arasında yer alan franchisor ve franchisee ler arasında ortaya çıkan sorunların çözümü, ilişkilerinin düzenlenmesi, acentalık, distribütörlük, bayilik ve ticari temsilcilik ilişkilerinin geliştirilmesi için en uygun platform www.dijitalavukat.tv paltformudur.

Kişisel Veri

Kişisel Veri Nedir ?

Sevgili Dostlar;

           Bu makale konumuza “kişisel veri” kişisel verilerin nitelikleri ve özellikleri üzerinde birkaç şey söyleyerek başlamak istiyorum.

            Son bir yıldan beri sosyal medyada, internet ortamında, gün geçmesin ki, kişisel veri ile ilgili bir bilgi ya da haber ile karşılaşmayalım.

            Peki nedir bu kişisel veri ?

            Aslında sorunun cevabı kısaca 2016 yılında  Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda verilmiş. Ve Kanunu’un 3/1-d maddesinde şöyle denilmiş :  Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi kişisel veridir.

            Böyle bir tanımlamada yer alan kavramları biraz yakından inceleyecek olursak;

  1. Her türlü bilginin kişisel veri olarak kabul edilmesi mümkündür. Kişilerin adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri, kişinin fiziki, ailevi, ekonomik ve sair özelliklerine ilişkin bilgiler, isim, telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası gibi bilgiler kişisel veridir.
  2. Bu bilgi gerçek kişiye ait olmalıdır. Diğer bir anlatımla hukuk süjesi olarak anonim şirket, limited şirket  gibi tüzel kişilere ait bilgiler 6698 sayılı kanun kapsamında kişisel veri olarak kabul edilmemektedir. Sadece gerçek kişilere ait bilgiler kişisel veri kapsamında değerlendirilmektedir.
  3. Kimliği belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait olan bilgiler kişisel veridir. Yani bir bilginin kimliği bilinen veya bilinebilecek durumda olan gerçek bir kişi ile ilişkilendirilebilmesi, o kişiye özgülenebilmesi halinde kişisel veri niteliğini kazanır. Başka bir anlatımla, kişisel verinin, kişinin fiziksel, ekonomik, kültürel, sosyal veya psikolojik kimliğini ifade eden somut bir nitelik taşıması veya kimlik, vergi, sigorta numarası gibi herhangi bir kayıtla ilişkilendirilmesi sonucunda kişinin belirlenmesini sağlayacak nitelikte olması gerekir.

Sevgili Dostlar;

            6698 sayılı kanunun 6 ıncı maddesinde  bir de “özel nitelikli kişisel veri” lerden bahsedilmektedir.  Özel nitelikli kişisel verilere uygulamada ve doktrinde “hassas veri” diyen yazarlarımız da mevcuttur.  Diğer verilere nazaran daha özel niteliğe sahiptirler. Bu verilerin neler olduğuna gelince :

            Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileridir.

            Kanun’da özel nitelikli kişisel veriler, sınırlı sayma yoluyla belirlenmiş olup, kıyas yoluyla dahi genişletilmesi mümkün değildir.

            Kişisel verilerle ilgili açıklamalarımıza gelecek sohbetlerimizde de devam edeceğiz.

            Şimdilik sözü fazla uzatmayalım.

            Gelecek sohbetimizde buluşmak üzere.

            Sevgiyle kalın.

http://www.dijitalavukat.tv ile kalın.